CHP’nin İktidar Kavgası
Özgür Özel, CHP`ye Genel Başkan olduğu kongre saatinden itibaren, kavgalar, yolsuzluklar, rüşvetler, kayyumlar, istifalar ve seri ihraçlar gibi zirveye ulaşan parti içi sorunlar hız kesmeden devam ediyor.CHP tarihinde böyle bir dönem daha yaşanmamıştır diyebilirim.
Bütün bu yaşananlar, genel olarak CHP`ye olan eğilimin hızla erimesine neden oluyor.
Bu güne kadar CHP`ye asla oy vermeyen insanların başını çektiği, öfkeli seçmenler, küskünler, kırgınlarve iktidara bir ders vermek isteyenlerin yarattığı CHP`ye yönelik düzensiz bir seçmen göçü yaşanmıştı.
CHP, kendisinin dahi öngöremediği beklenmedik bu seçmen göçünü doğru okuyamadı ve doğru yönlendiremedi.
Bu seçmen eğilimi, CHP`yi iktidara taşımak veya toplumun genel sorunlarına çözüm üretmesine yönelik bir seçmen iradesine dönüşmedi.
Ancak CHP bu süreci kontrollü, bilinçli ve planlı bir şekilde yönetebilseydi seçmen kanaati bu amaca göre olgunlaştırılabilirdi.
Bu sorunun temelinde CHP`nin yılardır Devlet yönetimine karşı, korkuya dayalı bir mesafesi olduğunu düşünüyorum.
Çünkü Ülkemizde muhalefetin konforu kadar sonsuz bir mecraya sahip başka bir alan var mı?
Hiçbir sorumluluğunuz yok…
Bu ülkede siyaset yapıyorsunuz, siyasi kimliğinizi parlamento`da temsil ediyorsunuz ancak bu sorunların hiç biri sizi ilgilendirmiyor.
Yıllardır bu konfordan beslenenlerin korkusunu anlıyoruz değil mi?
Emekli maaşları, memur maaşları, Çiftçilere tarımsal destek, esnafa teşvik, asgari ücretli ve işverenlerin dengesi, deprem, salgın, kuraklık, Suriye, PKK, IŞİD, Trump, Kıbrıs, Terör, İsrail, yardım çığlıklarıyla bir umutla Türkiye`den gelecek bir damla suya-ekmeğe muhtaç Afrika Ülkeleri, Ülkemizi ağabey olarak gören Türkî Cumhuriyetlerinin talepleri gibi binlerce sorun…
Bütün bunların hepsi sürdürülebilir çözüm ve güçlü muhataplar istiyor.
Sadece ülkede ki birkaç siyasi muhalefetle sınırlı olmayan dengeler, Uluslararası liderler, örgütler, sermayeler, para birimleri ve yatırımcı kuruluşlar gibi yüzlerce faktöre bağlı.
Seçmen eğilimini etkileyen bir diğer durum için ise siyasi hafızamızı bir yoklayalım. CHP`nin ideolojik kimliğine dayalı sabıkalarının unutulmaması gereken bir diğer husus olduğunu hatırlatmakta fayda var.
Laik ve Atatürkçü anlayışa sığınarak milli ve manevi değerlere karşı düzenlenen siyasi operasyonlar, muhafazakâr Anadolu insanının vicdanlarında hala kanamaya devam eden bir yaradır.
Şimdi CHP`nin kürsüde sallayıp saldırıp, iş başa düşünce de sorumluluktan kaçmasını biraz daha kavrayabildiniz mi?
Devlet yönetimi, toplumsal talep ve sorunlara cevap vermek, hizmet üretmek ve geleceğin Türkiye`sini planlamayabilmek gibi ağır sorumluluklardan kaçarak, konfor alanını korumaya odaklanmanın çözümünü bulan CHP, böylelikle konfor alanını korumayı başarıyor.
Sürekli kavga eden, kendileriyle savaşan, kendi sorunları için milleti peşlerinden sürükleyen, sokağa döken, milletin sırtından inmeyen, milletin talep ve sorunları yerine, kendi sorunlarıyla milleti daha çok dert sahibi yapan, kısacası güven vermeyen bir parti olabilmek zor değil CHP için.
Bu konu da seçmeni, çözüm merkezi olarak Cumhur ittifakına yönlendiren en güçlü etkenlerin başında Özgür Özel ve İmamoğlu geliyor diyebilirim.
Milletin talepleri ve sorunlarıyla değil, parti içi hedefler ve gelecek seçimler de kimin ne olacağına yönelik kavgalarından bıkan göçmen seçmenler, sosyal demokratlar ve kararsızlar tercihlerine yön verecek olan liderleri kıyaslayabiliyor.
Bu muhasebede tarafları karşı karşıya getiren seçmen, Recep Tayyip Erdoğan`ın duruşundan kesinlikle etkileniyor. Seçmen çizgisini değiştiriyor, ancak Recep Tayyip Erdoğan hiçbir gerekçe ve endişeye dayanan bir değişikliğe ihtiyaç duymuyor. İşte bu omurgalı duruş, en güvenli liman olarak Türk siyasetinin merkezi otoritesi olma teveccühünü korumaya devam ediyor.
Gelelim bu günümüze;
Meclis`de yaşanan kavganın baş azmettiricisi bana göre Özgür Özel`in ta kendisidir. Aylardır İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek`e yönelik tahrik ve tacizleri süreci bu noktaya kadar getirdi.
Öncelikle kendi seçmenleri ve siyasi kadrolarını tahrik ederek istenilen çatışma ortamını körükledi. Elbette bu ifadelerin tahrik ettiği iktidar kanadı da bu ağır ifadeler karşısında zeytin dalı uzatacak değillerdi.
Onlarda doldu, tahrik edildiler.
En ufak bir kıvılcıma ihtiyaç vardı.
Meclis`de düzenlenecek olan yemin töreni de bu kıvılcım için en uygun ortamdı.
Dolayısıyla kürsü işgalinin de planlı olduğunu düşünüyorum.
Millet iradesinin tezahürüne yönelik gerçekleştirilen bu eylemin etik ve yasal olmadığına kanaat eden çok sayıda CHP`li vekil, sıralarını terk etmeyerek bu çirkin durumu onaylamadıklarını ifade etmiş oldular.
CHP Genel Başkanı kendisine verilen talimattan vazgeçmeli. Toplumu tahrik etmekten, bölmekten, kutuplaştırmaktan ve Akın Gürlek`e saldırmaktan vazgeçmeli.
Sonuç itibariyle, iktidar olabilmek için yürütülen bir kavga değil CHP`nin kavgası. Bütün mücadelesi mevcut muhalefetin imkânlarını ve konforunu koruyabilmek.
Tam da bu nedenlere dayanan seçmen iradesinin her şeye rağmen, Cumhur İttifakının mevcut sorunlara karşın çözüm üreteceğine yönelik beklentisi ve inancı hala çok güçlü.
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Yazarın Önceki Yazısı
TERÖRSÜZ CHP
TERÖRSÜZ CHP
Yazarın Sonraki Yazısı
Bir Memur Ve İşin Ucu…
Bir Memur Ve İşin Ucu…

