Anne Sütü: Sadece Bedeni Değil, İnsanı da İnşa Eden Bir Mucize

Oytun Erbaş

Oytun Erbaş

Prof. Dr. Oytun Erbaş | Hayatta Her Şey Var

Anne sütü denildiğinde çoğu zaman akla yalnızca fiziksel faydalar gelir: bağışıklık, büyüme, hastalıklardan korunma… Oysa anne sütü meselesi bundan çok daha derindir. Anne sütü yalnızca çocuğun bedenini değil, ruhunu, psikolojisini, hatta ahlaki ve zihinsel altyapısını da şekillendiren son derece özel bir besindir.
 
Anne sütünün en temel özelliği şudur: Anne sütü, o çocuğa özeldir. Erken doğmuş bir bebek için annenin sütü de erken doğmuş bir bebeğin ihtiyaçlarına göre ayarlanır. 26 haftalık doğan bir bebekte süt 26 haftalıktır; 35 haftalık doğanda 35 haftalıktır. Üstelik bu ayar yalnızca haftaya göre değil, çocuğun cinsiyetine göre bile değişir. Kız çocuk için farklı, erkek çocuk için farklı içerikte süt üretilir. Sabah çıkan sütle akşam çıkan süt bile aynı değildir. Anne sütü kelimenin tam anlamıyla “ayarlı” bir besindir.
 
Bu nedenle anne sütü her annenin kendi evladı içindir. Yetişkinlerin anne sütü içmesi gibi durumların ne bilimsel ne de akılcı bir karşılığı vardır. Anne sütü çocuk içindir; insan sütü, insan yavrusu için üretilmiştir.
 
Anne sütü insan sütüdür ve bu yüzden yoğun değildir. Tadına bakıldığında neredeyse su gibi gelir. Buna karşılık inek sütü çok daha yoğundur. Bu fark hayati önemdedir. Yeni doğmuş bir bebeğe sulandırılmamış inek sütü verilirse bağırsakları şişer, hatta ciddi bağırsak hasarlarına kadar giden tablolar ortaya çıkabilir. Bu nedenle yeni doğanlarda anne sütü yoksa bile inek sütü mutlaka sulandırılarak verilmelidir.
 
İlk altı ay boyunca bebeğe anne sütü dışında hiçbir gıda verilmemelidir. Çok sıcak iklimlerde, aşırı sıvı kaybı olan bölgelerde yalnızca su istisnası olabilir; onun dışında anne sütü tek başına yeterlidir. Anne sütü hem besindir hem sudur hem de bağışıklık kaynağıdır.
 
Anne sütünün içeriği yalnızca protein, yağ ve şekerden ibaret değildir. İçinde çok sayıda bağışıklık hücresi, antikor ve büyüme faktörü bulunur. Bu antikorlar çocuğu ishalden, kızamıktan ve pek çok enfeksiyondan korur. Annenin daha önce geçirdiği hastalıklara ya da olduğu aşılara karşı oluşan antikorlar süt yoluyla bebeğe geçer. Bu yüzden anne sütü alan bir çocuk, özellikle ilk altı ayda neredeyse hiç hasta olmaz. Emzirme kesildiğinde ise çocukların daha sık hastalandığı dönem başlar; çünkü anneden gelen antikorlar azalmış, çocuğun kendi bağışıklık sistemi ise henüz tam gelişmemiştir.
 
Anne sütünün ahlak, psikoloji ve zeka gelişimiyle bağlantısı ise çoğu zaman gözden kaçırılır. Anne sütünde yüksek miktarda taurin bulunur. Taurin, beyin gelişimi için son derece önemli bir aminoasittir. Bunun yanında anne sütü, beynin olgunlaşmasını destekleyen pek çok büyüme faktörü içerir. Bu biyolojik altyapı sayesinde anne sütüyle beslenen çocukların zihinsel gelişimleri daha güçlü olur; daha canlı, daha iletişim kurabilen ve daha iyi ifade becerilerine sahip bireyler haline gelirler.
 
Anne sütü aynı zamanda çocuğun psikolojisini düzenler. Emzirme, çocuk için yalnızca beslenme değil, güven ve bağ kurma sürecidir. Bu güven duygusu çocuğun ileriki yaşamında davranışlarını, stresle başa çıkma biçimini ve insan ilişkilerini etkiler. Bu yüzden anne sütü, dolaylı ama güçlü bir biçimde ahlaki ve duygusal gelişimin de temel taşlarından biridir.
 
Ancak her şeyde olduğu gibi emzirmede de denge esastır. Çok kısa süre emzirmek de, aşırı uzun süre emzirmek de sorunlara yol açabilir. Ağızdaki emme ihtiyacının hiç doyurulmaması da, gereğinden fazla sürdürülmesi de ilerleyen yaşlarda bağımlılık risklerini artırabilir. Bu durum, tuvalet eğitimi dahil olmak üzere çocuk yetiştirmenin pek çok alanında geçerlidir: Azı da kötüdür, fazlası da.
 
Anne sütü kutsaldır ama ölçüyle değerlidir. Bilinçli, dengeli ve zamanında verilen anne sütü; sağlıklı bir bedenin yanı sıra sağlam bir ruhun ve güçlü bir zihnin de temelini atar.
 
Kısacası anne sütü yalnızca bir besin değil, insanın hayata başlarken aldığı ilk karakter desteğidir.