BENİM BAYRAMLARIM
İçimde fırtınalar esiyor. Gözkapaklarımın ardında kurbanlar kesiliyor. Biliyorum bir daha gelmeyecek çocukluğumun bayramları. Bir daha kadife pantolonlu bacaklarımı birbirine sürterek “cıvv, cıvv” sesini çıkaramayacağım.Komşu evleri tek tek dolaşıp şeker toplayamayacak, rengarenk şeker kağıtlarını cebimde biriktiremeyeceğim. Bayramdan bayrama alınan siyah ayakkabılarımı ikide bir kadife pantolonumun bacaklarına sürüp parlatamayacağım. Kardeşlerimle harçlık kavgası yapamayacak, büyüklere verilen fazla harçlıkları kıskanamayacağım.
Metropollerde, devasa alışveriş merkezlerinde, kalabalığın arasında ufacık boylarıyla kaybolan çocukların aslında neler yitirdiğini biliyorum. Ayşe Can, henüz 3 yaşında. Maraş'taki dedesini ve babannesini hiç görmedi. Oysa Ayşe Can hastanede gözlerini dünyaya açtığında dedesi yanındaydı. Onu sevdiler okşadılar. Bağırlarına bastılar. Sonra Maraş'a döndüler. Bir daha görmedi. Babası bilgisayar mühendisi, annesi mimar Ayşe Can'ın. O kadar çok çalışıyor ki annesi de babası da… Ayşe Can çoğu gece bakıcısının kollarında uyuyor. Uyandığında ikisi de yok. Erkenden çalışmaya gitmişler. Para kazanmaya…ve her gün daha çok para kazanmaya. Ayşe Can, bakıcısının elinden tutup parka gittiğinde, bindiği salıncakta mutlu değil. Yüzünde o çocuksu gülücükler hiç güller açmadı. Annesini özlüyor, babasını özlüyor. Hiç görmediği dedesini özlüyor. Dedesinin ve babannesinin sesini duyuyor yalnızca. Oysa sadece seslerden “dede” olmaz ki…
Babannesi telefonda “yavrum” diye ne kadar içten ne kadar sıcak seslense de…Hangi ses babannenin papatya kokan teninin yerini tutabilir. “Bayram” diyorlar ama Ayşe Can bayramın beş yıldızlı otellerde kutlanan renkli bir parti olduğunu sanıyor. Ayşe Can, elini öpeceği bir dede, bir nine istiyor. Biliyorum herkesin bahanesi çok. Komşular bile kapı çalmaz oldu bayramlarda. Ödenecek çekler, tahsil edilecek senetler…
“Şu bayram dört gün değil de bir gün olsa” diyen şaşkınlar tanıdım. “Hiç ölmeyecekmiş gibi” dünyanın ipine sarılıp, yarın ölebileceğini aklına bile getirmeyen nice akılsızlar tanıdım. Yiyemeyeceği paranın peşinde kendini harap eden, “daha çok daha çok” diye olması gerekenin hazzını tadamayan nice hırs abideleri tanıdım. Oysa 70-80 yıllık ömrümüzde, bedenimizin diri, duygularımızın canlı, arzularımızın içimize sığmadığı zamanları, sevdiklerimizden uzak, Allahımızdan ayrı geçirmek doğru mu?
Artık bayramları tatil zamanı olmaktan çıkarmalı. Arife günleri her şey dahil lüks otellerin yolunu tutmak yerine, sevgi ve paylaşma dahil ana-baba ocağında geçirmenin vakti gelmedi mi? Daha çok kazanmak için sprint atarken, aslında neleri kaybettiğimizi görmek bu kadar zor mu? Çocuklarımızı iyi yetiştirmek için paraya değil tek bir şeye ihtiyacımız var; Onlara muhtaç oldukları sevgiyi vermeye, onlara paylaşmanın lezzetini öğretmeye…
Bayram'dan hemen sonra yeni şiir kitabım çıkıyor.
Kitabın adı: Kundak Kefen arası Yaşam Karası.
Biraz uzun ve karamsar bir kitap ismi diyenler olabilir. Ama iyimser olmak için bir neden yok ki. Kitaptan “Bayram” şiiriyle bayramınız mübarek olsun efendim.
Bayram....
Ne rugan papuçlar var başucuma koyduğum
Ne kırbaçlı topaç ne cam bilyeler
Renkli hayaller de yok duvarla oyduğum
Yıkılmışım bu sabah kimseler bilmeyeler.
Bugün bayram sokaktan geçenler seccade taşıyor
Tan yerinde kızıllık uykusuz gözlerimi kaşıyor.
Sandıktan çıkmış kokulu sabunduk bayram sabahları
Kardeşçe kavgalar ederdik harçlıklar üstüne
Anam alırdı biriktirdiğimiz bütün günahları
Masal anlatırdı öksüzlerin açlıkları üstüne.
Bugün bayram yaldızlı şeker güneş yağmur gül suyu
Ezan çoktan okunmuş hadi nasıl uyursun uyu.
Babannemin elleri papatya kokan elleri
Öperdi bir yüzümden kendi öbüründen rahmetli dedem için
Etekleri upuzundu nasırlıydı elleri
Bir erkek görse başını eğerdi bilmem niçin?
Bugün bayram ne el öpenim var ne elini öpeceğim
Bir kez çalınsa kapım sevinçten öleceğim.
Nerdesiniz çocukluğumun çocuk tadında bayramları
mahallenin delisi Musa, çocukların irisi Hamza nerdesiniz
Nereye sakladınız saklambaç oynadığım akşamları
Biliyorum dönüş yok bu oyunda gelinmez yerdesiniz.
Bugün bayram içimde ağlayan bir atlı karınca
her şeye rağmen bayram işte karınca kararınca....
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Yazarın Önceki Yazısı
“BATI” NE TÜRK’ÜN NE KÜRT’ÜN DOSTU!
“BATI” NE TÜRK’ÜN NE KÜRT’ÜN DOSTU!
Yazarın Sonraki Yazısı
SIKIŞTI CAFER BEZ GETİR
SIKIŞTI CAFER BEZ GETİR

