ORTA ASYADA TÜRK DÜNYASI

Prof. Dr. Beyhan Asma

Prof. Dr. Beyhan Asma

Ülkesinin sınırlarını Hazar Denizi`ne kadar ulaştıran Çar IV. İvan, işgal harekatına Uralları geçerek devam etti. Küçüm Han idaresindeki Sibir Hanlığının yıkılması neticesinde Türkistan kapıları Ruslara açılmış oldu. 1593 yılında başlayan işgal 1603 yılında tamamlandı. Bundan sonra Rus hükümdarı “bütün Sibirya topraklarının hükümdarı” unvanını aldı. Rusların XVI. yüzyıldan sonra dünyanın güçlü devletlerinden biri haline gelmesindeki ana etkenlerden biri Sibirya`nın zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarıydı. Rusya`nın Türkistan`daki ilerleyişi I. Petro döneminde yoğunluk kazandı. Rusya`yı emperyalist bir devlete dönüştürmek isteyen I.Petro`nun hedefi denizlere hâkim olmaktı. Aynı hedef II. Katerina ve I. Aleksandr tarafındanda devam ettirildi. Bu hedef çerçevesinde Kazak Türklerinin yaşadığı Küçük Cüz, Orta Cüz ve Büyük Cüz zapt edildi. Kazak stepleri ele geçirildikten sonra Rusya, Türkistan Hanlıklarına yöneldi. 1865 yılında Hokand Hanlığı, 1868 yılında Buhara Hanlığı ve 1873 yılında Hive Hanlığı işgal edildi.12 1869 yılından itibaren Türkmen topraklarına yönelen Ruslar, 1881 yılında Göktepe Savaşı ve 1884 yılında Merv şehrinin işgaliyle tüm Türkistan`ı istila harekâtını tamamlayarak ele geçirdiği yerlerde Rus yönetimini tesis etti. İşgallerle birlikte başlayan kolonizasyon faaliyeti ise Rus işgallerini Türkistan`da kalıcı hale getirmeye yönelikti. Milli menfaatlere yönelik kararların alındığı bu kongreler, 1552 yılında Kazan Hanlığının Ruslar tarafından işgalinden bu yana ilk kez gerçekleşen devrim niteliğindeki gelişmelerdi.16 Çünkü Usul-i cedid ile başlayan cedidizm hareketi aydınlanmacı bir halk hareketi niteliği taşıyordu. Merkezine Türkçülüğü yerleştiren aydınlanma hareketi 1905 İhtilali ile birlikte Rusya Türkleri açısından önemli kazanımların elde edilmesini sağladı. Bu halk hareketi, ilerleyen yıllarda bütün Türk Dünyasını kültürel anlamda tek çatı altında toplamaya yönelik bir kimliğe büründü.

1917 yılında Bolşevikler tarafından gerçekleştirilen ihtilalin ilk günlerinde Rusya`da bir özgürlük havası esmişse de bu durum uzun sürmedi. İhtilal neticesinde Rusya`da başlayan iç karışıklar Bolşevik hükümeti tarafından bertaraf edildikten sonra Rusya tıpkı Çarlık döneminde olduğu gibi tüm Türk topraklarını kapsayan bir işgal harekâtına başladı. Rusya Türklerinin her ne manada olursa olsun tek çatı altında toplanmalarını önleyebilmek maksadıyla çok sert tedbirler uyguladı. Türkler tarafından açılan komünist partiler dahi kapatıldı. Stalin döneminin, Rusya Türkleri üzerindeki en trajik yönü milliyetler politikası olarak adlandırılan etnikleştirme siyasetiydi. Bir nevi asimilasyon anlamına gelen bu politika, Rusya`da yaşayan her Türk boyunu ayrı millet olarak tanımladı.

XIX. yüzyılın Çarlık Rusya`sında Nikolay İlminskiy eliyle başlatılan Ruslaştırma siyasetinin bir benzeri Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde “milliyetler politikası” adı altında gerçekleştirilmeye çalışıldı. Netice itibariyle XIX. yüzyılda Rusya Türkleri arasında başlayan aydınlanma hareketi; merkezine Türkçülüğü koyarak, milli bilincin uyanmasını ve bu bilincin SSCB`nin yıkılışına kadar diri kalmasını sağlamıştır. SSCB yıkıldıktan sonra Azerbaycan ve Türkistan`daki her bir Türk boyu bağımsızlığını ilan ederek müstakil Türk devletleri haline gelmişlerdir.