ERSOY VE BİRAND

Osman Arslan

Osman Arslan

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy, mesleğinde zirveye doğru tırmanırken, dobralığı, tarafsızlığı, naif, akıcı, sakin, kontrollü ve bilgin kişiliği ile harmanladığı gazetecilik yönüyle kendisine güçlü bir kariyer hazırlıyordu.

Aslında zirveyi yakaladığı konusunda hiç şüphem olmadı. Kendisini tanımaya başladığım andan itibaren hiç sorgulama ihtiyacı duymadım. İletişim Fakültesi mezunu olan Ersoy, Irak, Suriye, Libya ve Yemen gibi ülkeler de TRT muhabiri ve temsilcisi olarak uzun yıllar görevler yapmış. Libya Kralı Muammer Kaddafi ile ölümünden önce röportaj yapabilen tek gazeteci. Aynı zamanda yazar, Tünel isimli bir kitap yazdı. TRT İstanbul Bölge Müdürlüğü ve İslam Coğrafyası Müşavirliği gibi resmi görevlerle birlikte, “Dış Politika” dergisinde Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Son olarak televizyon dünyasına da girerek başarıyı yakaladığı “Manşet ve Nedir Ne Değildir?” programlarıyla tüm Türkiye Ersoy'u daha yakından tanımış oldu.

Sizleri bilmem ama benim gözümde yeni bir Mehmet Ali Birand doğuyordu.
Birand, Londra ve Brüksel'de başlayan gazetecilik hayatına 20'den fazla kitap sığdırırken, bir yandan da İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, Simon Peres, Saddam Hüseyin, Gorbachov, Yaser Arafat, Kral Abdullah, Alman Başbakanı Helmut Kohl gibi isimlerle röportajlar yapılabilen dünya çapında geniş yelpazesi olan bir Türk gazeteci olarak ünü hızla yayılıyordu.

En çok konuşulan röportajı ise, Beka vadisinde PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile yaptığı röportaj olmuştu. 28 Şubat darbesini eleştirmiş ve bu her iki olaydan dolayı zor günler yaşamıştı. Manşet ve 32.Gün programlarıyla ülkenin en kaliteli yapıtlarına imza atmıştı. CNN Türk ve Kanal D'nin Genel Yayın Yönetmeni olarak uzun süre görevde kaldı.

Bütün bu benzerlikler nedeniyle Ersoy, bana hep rahmetli Birand'ı hatırlatırdı. O'nun yolundaydı sanki!!!

Toparlanması zor bir sürece giren genç bir gazetecinin yaşadıkları, sadece kendi şahsına değil, ülkemize ve insanımıza çok şeyler kaybettiren büyük bir sorunumuz var artık. Zenginlik, kariyer, iyi bir meslek ve iyi bir sosyal çevre, yüksek eğitim ve dolgun CV'lerle veya yoksulluk ve cehalet gibi dezavantajlarla ilgisi olmayan bir sorun. Erdem, ahlak ve etik üzerine inşa edilemeyen insanın, ne zaman ve nerede neler yapabileceğinin sınırları yok. Kültürel, dini ve ideolojik bastırılmışlıkların hacmi, dünyevi hazların kontrolü için sığ ve dar. Etik, Erdem ve Ahlak üzerine inşa edilecek bir insan modeli için her şeyi göze almalıyız artık.