Trump Ve Yeni Dünya

Osman Arslan

Osman Arslan

ABD`nin ekonomik bir krizde olduğunu biliyoruz. Ekonomik tasarrufu ya da sıkı bir kemer sıkma politikasını ABD halkının kaldıramayacağını Trump yönetimi iyi biliyor. Bunun içinde vergiler ve krediler haricinde geri ödemesiz, acil nakit kaynaklara ihtiyaç vardı. Hedef, güçlü ve tükenmez kaynakları olan, erkler gücü, kamu düzeni, eğitim ve ordu kabiliyeti zayıf devletlerle işe başlamaktı plan. “Kazan” politikasının ilk kurbanı Venezula oldu.
ABD Başkanı, devlet adamlığından ziyade bir tacir gibi kararlar almayı seviyor. ABD`nin bilindik “kazan-kazan” politikasını çöpe atan Trump`ın hedefinde tek taraflı kazanan operasyonel bir ABD doktrini var artık.
ABD Ordusuna bağlı özel bir birlik olan Delta Force, on gün kadar süren bir hazırlık sonrası Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini yatağından aldı.
Talimatı Trump verdi. Şahsi kararıydı. Operasyonu canlı izledi.Trump, Maduro Kosta Rika`da ki yeşil güven noktasına gelene kadar keyifli ve şımarık espriler yaptı.
Saatler sonra “uyuşturucu karteli” gibi gerekçeler nedeniyle aldık dedi.
Savcılık kovuşturması, yargılanma, savunma hakkı gibi bir sürece ihtiyaç duyulmadı.
Devletleri ve toplumları ayakta tutan güçler ayrılığı dengesi, demokrasi, özgürlükler ve insan hakları gibi birçok sloganik metinler ve söylemler boğazımıza durdu.
Böylelikle, yenidünya düzenine 2026 yılı ile birlikte girmiş olduk. Hızlı da alıştık. Kimseden yüksek bir ses çıkmadı. Sonuçta başka bir devlet başkanını bütün sınırları çiğneyerek evinden eşiyle birlikte dağa kaldırır gibi kaldırıyorsunuz. Bütün hukuk kuramları dâhil, sınır, devlet, toplum ve insan hakları bir anda yok sayılabiliyor.
Artık ABD ve AB`nin özgürlükler ve demokrasi adına neler yapabileceğinin sınırları olmadığını en azından kendi adıma idrak edebiliyorum.
Maduro, suçlu olabilir; deliller, uluslararası bağlayıcılığı olan mahkemelere ve Venezuela mahkemelerine teslim edilerek süreç yönetilebilirdi. Demokratik tek yolu da budur zaten. Bir suç ve suçlu varsa, bunun muhatabı elbette yargı olmalıydı.
Bu olay üzerine artık herkesin sorun ve çözüm noktasında yasalar ve demokratik yollarla değil kendi çapı kadar, yani gücü yettiği kadar, kendi imkân ve nispetince derebeyliği yapacağı inancıyla karşı karşıyayım. Demokrasi ve hukuk ile değil güç ile yönetilecek ve yaygınlaşacak orta çağ anlayışına mı teslim olacağız?
Bu olaydan en güçlü çıkarımım ise şu oldu; Artık dünya da yeni bir demokrasi, hukuk ve adalet patına ihtiyaç olduğu. Bu olay, uyuyanları uyandırmalı artık.
Çin, Rusya ve Türkiye ekseninde atılacak her adım sonrası, ABD ve AB Türkiye`yi daha çok yanların da isteyecek.