SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI KİŞİLİĞİMİZİ ORTAYA MI KOYUYOR?

Prof. Dr. Beyhan Asma

Prof. Dr. Beyhan Asma

Ayrıca sosyal medya paylaşımları kişilik özellikler hakkında da çok şey anlatıyor. İngiltere'de 7.600 kişi ile yapılan online bir çalışmada şu sonuçlar paylaşılmış: ``Özsaygısı az olan insanların ise daha çok eşleri ya da sevgilileriyle ilgili paylaşımlarda bulunma, sinirli, nevrotik kişiler onay almak ve dikkat çekmek için Facebook'a girme, narsistler ise başarılarını, diyetleri ya da egzersiz programlarını sergilemek için statü güncellemeleri yapma eğilimi gösteriyor. Selfie yöntemiyle sık sık kendi fotoğraflarını paylaşanların genellikle daha narsist ve psikopat özellikleri olduğunu, kendi fotoğraflarında ufak tefek dijital düzeltme yapanların özsaygısının az olduğu sonucuna varıldı.`` Sosyal medya kavramını, ilk kez Guidewire Group'un paydaşlarından birisi olan Chris Shipley kullandı. Bu kavram, çevrimiçi bir ortamda katılım, işbirliği, iletişim ve bilgi alışverişini destekleyen bütün araç ve ortamları içerisine alıyor. Sosyal medya, karşıklıklı bir etkileşim içerisinde bireylere anlık düşünce, görüş, bilgi ve ilgi alanlarını paylaşma imkânı sunarak bu hizmeti veren ortam ve araçlar için kullanılan ortak bir ifade olarak ele alınmaya devam ediliyor. Bir diğer tanıma göre sosyal medya, kullanıcıların kendi içeriklerini sanal bir ortama yansıtabilmelerine ve başkalarıyla paylaşmalarına olanak sağlayan bir medya türü. Bu ortamda bireyler çift yönlü bir etkileşim içerisinde aktif bir rol oynamakta ve yalnızca izleyici değil bir içerik üreticisine dönüşmüştür. Sosyal medya, bireylere zamandan ve mekândan bağımsız her an her yerde dünya tarihinde en hızlı gelişimi ile fark yaratan bir medya türü olarak olma imkânı sunmarken bireylerin fikirlerini, yaşantılarını ve ilişkilerini kendi istekleri ile paylaşıma açtıkları bir ortam sağlıyor. Kendimize Yeni Bir ‘Benlik' mi Yaratıyoruz? Kullanıcının tanıdığı ve tanımadığı insanlarla bir araya geldiği ortamda, kendisini yansıtmak istediği gibi bir profil oluşturarak aslında bir benlik sunumu gerçekleştiriyor. Profilinde paylaşılan fotoğraf, videolar, takipçi ve beğeni sayısı ile kullanıcı bir kimlik inşa ediyor. Tam da bu nedenler sosyal ağlarda yapılan paylaşımlarda ağırlıklı olarak kadın kullanıcıların estetik, güzellik kaygısı, makyaj konularına ve markalara vurgu yaparak vücutlarında beğenmedikleri yerleri fotoğraf düzeltme programları ile yok ederek, beğendikleri yerleri belirginleştirip takipçilerine kusursuzluğu sunmak istiyorlar. İnsanların gerçek hayatta oluşturamadıkları ‘ideal benlik' lerini, sanal dünyada oluşturmanın kolaylığıdır, bu otoritelerce de vurgulanmaktadır. Sosyal medya profili üzerinden ideal kimlik oluşturmanın kolaylığı, yaratılan sanal benliğe kişilerin ‘asıl ben' leriymiş gibi sarılmalarına ve gerçek bir kimlik oluşturmayı geciktirmelerine de sebep olabilmektedir. Bu sebeple, ‘Ben kimim?' sorusunu, sanal dünya üzerinden oluşturulan kimliğe indirgeyerek biçimlendirmeye çalışan kişilerin, internet bağımlılığına daha yatkın olmaları beklenmektedir. Birçok bilimsel araştırma kimyasal ve davranışsal bağımlılık arasında fark gözetmemektedir. Üstelik tıpkı madde bağımlılığında olduğu gibi sanal dünya temelli bağımlılıkların da iyi hissettiren, yargılamayan, ödüllendiren etkisinin zamanla kişinin gerçek ortamda arkadaşları ve onlarla gerçek etkileşimleriyle alacağı hazdan daha yüksek seviyeye gelmesine neden olabileceği gösterilmiştir. Çünkü sanal ortamda gerçek hayattaki başarılara kıyasla ‘ödüle ulaşım' daha hızlı ve kolay olmaktadır. Bu durum giderek kişinin tolerans geliştirmesine, kullanım süresinin artmasına ve kişinin sanal ortamdan uzak kaldığı süre içerisinde de kendini huzursuz hissetmek gibi yoksunluk belirtileri göstermesine yol açabilmektedir.