ÇALIŞAN VE OKUYAN GENÇLİK

Prof. Dr. Beyhan Asma

Prof. Dr. Beyhan Asma

Çocukların çalışmasında öğrenimin yeri çok önemlidir. Düşük sosyo-ekonomik yapıdaki çocuk okul, fiziki olanaklar, öğretmen niteliği, ulaşım araçları, eğitim masrafları gibi nedenlerle okula devam edememektedir. Anne babanın kültür düzeyleri, olaylara yaklaşım biçimleri, çocukları algılayış biçimleri, öğretim olgusunu değerlendirişleri çocuk öğrenimi üzerinde geniş ölçüde etkendir. Gelir yetersizliği, aileleri tüm kaynakları arz etmeye zorlamaktadır. Çocuklar ise, nitelikleri gereği yüksek verimli olmadıklarından ancak çok düşük ücretler karşılığı çalıştırılmaktadırlar. Günümüzde, iletişim araçlarının etkileri yoğun olarak hissedilmektedir. Hızla gelişen iletişim teknolojileri artık, insanlar arasında birçok sorunun ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Özellikle televizyon ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler, bunun en iyi örneklerini teşkil etmektedir. Bu iletişim araçlarından en fazla etkilenen kesim, çocuklar ve gençlik çağındaki bireylerdir. Bu sebeple, iletişim araçlarının gençliğin sosyalleşmesi üzerinde aile, okul ve çevre kadar önemli bir etkiye sahip olduğu sık sık vurgulanmaktadır. Medya karşısında etkiye en açık, en hassas grubu oluşturan çocukların, medya kurumunun yapısını, işleyişini, kurgulanmış içeriğin bilinçli bir şekilde değerlendirilmesini ve eleştirel olarak izlenmesini özetle, medya ile ilgili doğru sorular sorup yanıtlar bulabilmesini sağlamak amacıyla Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği sonucunda geliştirilen Medya Okuryazarlığı Projesi kapsamında Türkiye genelinde tüm okullarda Medya Okuryazarlığı dersleri seçmeli olarak başlatılmıştır Çalışan gençlerin %82,8`i iş eğitiminin gerekliliğine inanmaktadır. Bu sebeple, sanayide çalışan gençlerin büyük çoğunluğu çıraklık eğitim merkezlerinde, kalfa ve usta olabilmek için eğitimlerini devam ettirmektedir. Araştırmalara göre eğitim, bireylere bir takım bilgileri kazandırmakla kalmaz, en az bunun kadar önemli olmak üzere, gerek bireyleri çalışma hayatına hazırlamada gerekse sosyal hayata uyum sağlamasında, bir fonksiyona sahiptir. Özellikle, bireylerin çalışma hayatlarında, istenen başarıyı göstermeleri için gerekli olan bilgi ve beceriyi kazandırmada önemli bir fonksiyon ifa etmektedir. Bu hususta özellikle, mesleki eğitimin rolü büyüktür. Gerek yüksek bir verimliliğin sağlanmasında gerekse kaliteli üretimin yapılmasında vasıflı iş gücünün rolü inkâr edilemez bir gerçektir. Bunu temin etmede ise mesleki eğitim, bir fonksiyon ifa etmektedir. Çalışma koşullarının kanunlarla düzenlenmiş olması iyi bir gelişmedir. Hızlı sanayileşme, kentleşme ve nüfus artışı çalışma hayatının yeniden düzenlenmesine neden olmuştur. Pek çok yeni meslek ve iş alanı ortaya çıkmıştır. Güler`e göre, çalışanların sayısının nüfus artışına bağlı olarak artması, çalışma alanlarının çeşitlenmesine, iş dünyasının karmaşıklaşmasına neden olmuştur. İşin çeşitlenmesi, insanların uzmanlık kazanması zorunluluğunu getirmiş, daha eğitimin ilk yıllarından itibaren insanlar iş hayatı işin yönlendirilmeye başlanmıştır. Uzmanlık kazandıran ve uzun süren eğitim yıllarının güçlükleri, çalışma hayatı için, daha önceki yıllarda başlayan ve yaşanan güçlükler olarak kabul edilebilir.