İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ÜLKEMİZİN ORMANLARINA ETKİLERİ
Su, tüm canlılar ve ekosistemler için hayati öneme sahip olup, “temiz ve ulaşılabilir su” insanlığın, medeniyetlerin ve tüm yaşamın esasını oluşturmaktadır. Aynı durum ormanlar ve orman dışı ağaçlık alanlar için de geçerlidir. Ormanların oluşabilmesi, ağaçların ve her türlü bitki ve canlının büyüyüp hayatiyetlerini devam ettirebilmesi, orman ekosistemlerinin sürdürülebilirliği yeterli ve düzenli su ile mümkün olabilmektedir. İklim değişikliği nedeniyle yağış düzenlerinde meydana gelen değişimler ormanları doğrudan etkilemektedir. Yağış azlığı ve kuraklık ormanların sağlığı, böcek epidemisi, orman yangınları gibi birçok etkiye neden olmaktadır. Bu etkilerin bir sonucu olarak orman ağaçlarının karışımında meydana gelen dönüşümler ile değişen ekolojik ortamlara uyumlu ve dirençli bitki türleri gerekmektedir. Bir ormandaki bitki örtüsü ne kadar kuruysa ne kadar uzun süredir aşırı sıcaklara maruz kalıyorsa, yanma olasılığı o kadar artar. İklim kriziyle olan bağlantıyı da tam buradan kuruyoruz. Son yıllarda mega orman yangınları denen yangınlar yaşadık. Bu yangınlar aslında bir örnek oluşturuyor. Biraz daha geriye gidelim: İklim krizinin neden olduğu ve çeşitli çalışmalarla kanıtlanmış en önemli yangınlardan biri, 2010'da Rusya'da yaşandı. Bir hafta içerisinde 600 ayrı yerde orman yangını çıkmıştı. Kış ve bahar aylarında uzun süren bir kuraklık oluyor ve bitki örtüsü kuruyor. Arkasından yaz aylarında büyük bir sıcak dalgası geliyor. Sıcaklıklar 35-40 derecelere, hatta üstüne çıkıyor. Türkiye'de şu an Akdeniz bölgesinde 40 derecenin üstünde sıcaklıklar sürüyor. Bir noktaya geldikten sonra aynı anda ve aynı bölgede, Türkiye'de de şu anda hep aynı bölgede yangınlar çıkıyor, çok sayıda yangın sanki birisi kıvılcımı tutuşturmuş gibi çıkmaya başlıyor. Ama bu, kasıtlı yangın çıkarma gereği olan bir şey değil. Bunun tek nedeni iklim krizinin yarattığı yangınlara uygun şartlar. Önceki yıllarda ortalama 8-10 bin hektar orman yanarken, 2020 yılında 21 bin hektar orman yandı. Orman Yangınlarının sonuçları: Erozyon -Sel Baskınları en çarpıcı şekilde kendini gösterir. Gelecek kuşakların ormanları azalıyor. Karbon, oksijen dengesi oksijen aleyhine bozulduğundan atmosferde biriken fazla miktardaki karbondioksit iklim değişikliklerine sebep olmaktadır. Ekolojik denge bozuluyor. Turizm olumsuz yönde etkilenmektedir. Rekreasyon alanı azalmaktadır Odun ürünlerinde ve tıbbi bitkilerde yüksek oranda ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Orman yangınları için bireysel önlemler neler olabilir? Çevre temizliğine özen göstermek, Mesire alanlarının mangal ateşinden ve sigara izmaritinden tamamen arındırılması Yanıcı maddeleri uzaklaştırmak Atıkların ayrıştırılması ve toplanması Yaz döneminde orman alanlarının kullanımına dikkat edilerek, sürekli yetkililer ile koordineli şekilde kontrolün ve bilgi akışının sağlanması, iklim değişikliği ile mücadelede bireysel sorumluluklarımız arasında yer almaktadır. Bilindiği üzere iklim değişikliği, etkileri ve sonuçları itibariyle dünyayı yakından ilgilendiren önemli bir sorun niteliğindedir. İklim değişikliği karşılaştırılabilir zaman dilimlerinde gözlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan veya dolaylı biçimde küresel atmosferin bileşimini bozan, insan faaliyetleri sonucunda iklimde oluşan değişiklikler olarak tanımlanmaktadır. Yoğun üretim sürecinin çevreye ve atmosfere verdiği tahribatla, tüm sektörlerde küresel ısınma ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri artık ciddi boyutlarda hissedilmektedir. Fosil yakıtların sanayide yoğun kullanımı, enerji üretimi, tarım ve ulaşım gibi faaliyetler nedeniyle atmosferdeki sera gazı tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Sera gazındaki bu artış, doğrudan sıcaklığı tetiklemektedir. Sanayi devriminden bugüne, dünya ortalama sıcaklığı 1,1o C artmıştır. Ülkemizce de onaylanarak yürürlüğe giren Paris İklim Anlaşması`nın uzun dönem hedefinin de bu sıcaklık artışını 20C`nin altında tutmak ve mümkünse 1,50C ile sınırlamak olduğu beyan edilmiştir. Ülkemizdeki tabloya baktığımızda; iklim değişikliği nedeniyle, yağış rejimindeki değişiklikler bazı bölgelerimizde aşırı yağış ve sel afeti, bazı bölgelerimizde kuraklık ve su döngüsünde görülen kırılganlıklar olarak ve bazı bölgelerimizde ise büyük orman yangınları olarak kaşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda bakıldığında; ülkemizin tarım politikasında tarımsal üretim planlarken, iklim değişikliğini göz ardı etmeden çalışmalar yapmak gerekliliğine ve özellikle de çiftçi odaklı farkındalıklar oluşturulmakta ve uygulama projeleri yürütmek gerekliliğine inanıyorum. İşte bu bağlamda iklim değişikliğinin tarım sektörüne olan olumsuz etkilerini minimize etmek, önceden önlem almak ve tarım sektörünü iklim değişikliğine uyum ve azaltım konularında daha da bilinçlendirmek amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın ve ilgili kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra birimlerindeki uzman mühendislerimiz, çiftçilerimiz, çiftçi temsilcilerimiz, toplum kuruluşları çalıştaylar konferanslar düzenleyerek bu konuları araştırarak irdeleyerek çözümler üretmektedir. İklim değişikliğinin tarımsal üretime, ormanlara, suya ve ekosisteme etkilerini değerlendirilerek, çözüm önerilerini ortaya koymak, kısa ve uzun vadede alacağımız tedbirleri bir bildirge haline getirerek faydalı sonuçlar sentezler çıkarmak gerekmektedir. Yükselen deniz sıcaklıkları, deniz ekosistemlerini ve bu ekosistemdeki türlerin yaşam döngülerini değiştirerek denizleri ısıtır. Bu sıcaklık artışı, denizlerdeki çeşitli yaşam formlarını destekleyen ve biyo-çeşitlilik kaynağı olan mercan resiflerinin yok olmasına neden olur. Isı emilimi nedeniyle genişleyen deniz suyu ve buzulların erimesi, deniz seviyelerinin yükselmesine yol açar. Bu, düşük rakımlı bölgelere riskler oluşturarak sel olaylarını artırır, habitat kaybına neden olur ve kıyı tarımını etkiler. Okyanuslar, atmosfere salınan CO₂ emisyonlarının yaklaşık dörtte birini absorbe eder ve bu da okyanus asitlenmesine yol açar. Bu kimyasal değişim, deniz ekosistemlerinin dengesini bozarak plankton, yumuşakçalar ve mercanlar gibi deniz canlılarını olumsuz etkiler. Sıcaklık değişiklikleri, denizel türlerin üreme, göç desenleri ve genel hayatta kalma şanslarını olumsuz etkiler. Sonuç olarak, balık popülasyonları daha soğuk sulara göç edebilir, bu da balıkçılık endüstrilerini ve insanların geçim kaynaklarını etkiler. Yanı sıra insan faaliyetleri ile taşınan denizel türlerin geldikleri sularda yaşanan ısı artışı ile kendilerine yaşam alanı bulması yerel türler üzerinde baskı yaratabilir. Isınan deniz yüzeyleri, fırtınaları daha sık ve daha şiddetli hale getirerek, kıyı yapılarına ve ekosistemlere önemli zararlar verir. Bu fırtınalar, kıyılarda erozyona katkıda bulunur ve tatlı su kaynaklarına tuzlu su karışmasına yol açar. Küresel, bölgesel ve yerel seviyelerdeki yanıtlar, iklim değişikliğine karşı mücadelede kritik öneme sahiptir. Küresel düzeyde, Paris Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalar, sera gazı emisyonlarını azaltmayı ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yaparak ısınmayı sınırlamayı amaçlar. Ayrıca, okyanus sağlığını izlemek ve biyo- çeşitliliği korumak için deniz koruma alanları gibi önlemler küresel ölçekte iş birliğini gerektirir. Bölgesel girişimler, alanda karşılaşılan zorlukları ele almak için iş birliğini teşvik eder. Bu ortaklıklar, her bölgenin ihtiyaçlarına uygun olarak kirlilik seviyelerini azaltmayı, sürdürülebilir balıkçılık uygulamalarını teşvik eden politikaları ve afet müdahale planlarını oluşturabilir. Yerel katılım ise, habitat yıkımını en aza indirgemek ve sürdürülebilir turizm uygulamalarını teşvik etmek için kıyı gelişimine yönelik düzenlemeleri uygulamak suretiyle rol oynar. Topluluklar, fırtına dalgalanmalarına ve kıyı erozyonuna karşı bariyerler olarak hizmet eden Deniz çayırlarını ve diğer önemli habitatları korumak ve yeniden inşa etmek için restorasyon çabalarına katılabilir.
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Yazarın Önceki Yazısı
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI:BİRİMİZ HEPİMİZ İÇİN
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI:BİRİMİZ HEPİMİZ İÇİN
Yazarın Sonraki Yazısı
İRANDA YAŞAYAN TÜRKLERİ’İN ROLÜ İRAN’IN GELECEĞİNİ ETKİLER Mİ?
İRANDA YAŞAYAN TÜRKLERİ’İN ROLÜ İRAN’IN GELECEĞİNİ ETKİLER Mİ?

