"Yol Kazaları," Çocuk Kalpli Yetişkinler ve Hayata Karşı Cömertlik
Hayatta Her Şey Var |Prof. Dr. Oytun Erbaş
Hayatın koşturmacası içinde bazen durup kendimize şunu sormayız: “Biz gerçekten büyüdük mü, yoksa sadece boyumuz mu uzadı?” Televizyon ekranlarında, sokaklarda, metrobüs duraklarında gördüğümüz o panik halinin, öfke patlamalarının ve bitmek bilmeyen telaşların tek bir sebebi var: İnsanların çok büyük bir kısmı aslına bakarsanız hiç büyümedi.
Bilimsel olarak erkeklerin 45 yaşına kadar ergenliğini sürdürdüğünü, hatta nüfusun neredeyse yarısının ömrü boyunca çocuk gibi kaldığını söylerim. Parka götürseniz oynayacak, ama eline yetki ve sorumluluk vermişsiniz. İşte bu yüzden okullarda matematik ya da fizik öğretilmesinden önce çok daha acil bir ders verilmesi gerekiyor: Duygu ve öfke kontrolü. Deprem anında mantıksızca camdan atlayan ilkel beyin ile trafikte veya ilişkilerde bir anda sıfırdan üze çıkan beyin birebir aynı mekanizmayla çalışıyor. Karşımızdaki insanın da bizim gibi bir etten kemikten ibaret olduğunu unutup adrenalinle hareket ediyoruz. Oysa mesele ne biliyor musunuz? Durabilmek, nefes alabilmek ve o ilk öfke dalgasını atlatabilmek.
Hayatın İçindeki 'Yol Kazaları'
İlişkilere, yaşama ve insan psikolojisine baktığımızda her şeyin siyah veya beyaz olmadığını görürüz. Mesela sıkça tartışılan o hassas konuya gelelim: Aldatma.
Ben bunu bir 'yol kazası' olarak tanımlarım. Nasıl ki trafikte düz yolda ilerlerken kurallara uysanız bile bazen sağdan soldan gelen birileri önünüze kırar, bazen bir anlık dalgınlıkla kaza yaparsınız; bu da tıpkı öyle bir şeydir. Asla yapmamanız gereken bir hamleyi, bir anlık irade zafiyetiyle yaparsınız. Eğer insan normal bir empati yeteneğine sahibiyse, bu durumdan %99 pişmanlık duyar. İkinci hayat kurup bunu paralelleştirenleri ayrı tutuyorum; o artık kaza değil, bilinçli bir tercihtir. Ama bir defaya mahsus, bir anlık savrulmalar —toplumun %70'inin affettiği gibi— doğru yönetilirse hayatın acı birer tecrübesi olarak kalır. Önemli olan keşkelerle yaşamak yerine, o seçimin sorumluluğunu alıp bir daha aynı yola sapmamaktır.
Eski Sevgililer ve Dost Kalabilmek
Bizim toplumumuzda keskin çizgiler vardır: “Eski sevgiliden dost olmaz.” Neden olmasın? Hayatınızın bir döneminde aynı yolu yürüdüğünüz, bir kahve paylaştığınız, insani bir bağ kurduğunuz bir insana düşman kesilmek ya da sosyal medyada köprüleri yakmak bana çok yapay geliyor. Sevgiliniz kıskançlıkla 'Onu takipten çıkacaksın' baskısı kurabilir. Ama ben ne anneme yaptığım bir kısıtlamayı başkasına yaparım ne de kendime yaptırırım. İnsan sınırlarını bilecek. Hayat o kadar kısa ve ciddiyetsiz ki, geçmişteki insanları düşman ilan ederek ömür tüketilmez. Ben bugüne kadar binlerce insana karşılıksız el uzatmış, reçete yazmış bir hekimim; eski bir dosta mı el uzatmayacağım?
Cimrilik Ruhun Obezitesidir
Gelelim paraya, cömertliğe ve paylaşıma... Hayatta hiçbir kadına, hiçbir insana hesap ödetmemişimdir. Çünkü inanıyorum ki yemek içmekle para bitmez; para aptalca harcamalarla, kötü alışkanlıklarla biter.
İnsanlar bazen sevdiklerine, eşlerine, hatta etraflarındaki insanlara karşı inanılmaz bir hesapçılık peşine düşüyorlar. Yaptığı en ufak iyiliği, ısmarladığı bir yemeği ya da aldığı bir hediyeyi yıllar sonra kişinin yüzüne vuruyorlar. Buna iyilik değil, ruhsal cimrilik denir. Yapıyorsan bitecek, yaşandı ve bitti. Cömert olmak sadece cüzdanla ilgili değil, kalbin genişliğiyle ilgilidir. 10 lira kazanıyorsan 5 lirasını paylaşmayı bileceksin.
Mezarlıklar hayat boyu koşturanlar ve üç kuruşun hesabını yapanlarla dolu. Sonumuz aynı. O yüzden birbirimizi boğmadan, 7/24 konum atma taahhütleriyle evcil hayvan gibi sahiplenmeye çalışmadan, güvene dayalı ve cömert bir hayat yaşamak gerek.
Unutmayın; en büyük zenginlik, arkanızda 'iyi ki tanıdık, ne cömert adamdı' dedirtebilen bir iz bırakabilmektir. Hayat kısa, panik yapmayın, sakin olun ve cömert yaşayın.
Bu yazıyı okuduktan sonra bir kez daha düşünün: Siz bugün hayatınızda neleri 'yol kazası' sayıp geride bıraktınız, yoksa hâlâ küçük şeylerin paniğiyle ömrünüzü mü tüketiyorsunuz?
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Yazarın Önceki Yazısı
İnsanlarda Gay Tiksintisi Nasıl Başladı Oytun'la Sonuç
İnsanlarda Gay Tiksintisi Nasıl Başladı Oytun'la Sonuç
Yazarın Sonraki Yazısı
Kalp Krizi Bir Anda Gelmez
Kalp Krizi Bir Anda Gelmez

