Bankkart Okula Dönüş Kampanyası

MEKKE'DE TARİHİ CUMA: TÜRK ASKERİ KUTSAL TOPRAKLARA GERİ DÖNÜYOR!

Muhammed Çınık

Muhammed Çınık

Bugün Taha Hüseyin Karagöz'ün yayınlanan videosundan sonra tüylerim diken diken oldu. Mekke anlaşmasına farklı bir açıdan baktım.

Biz çocukluğumuzdan beri hep aynı hayalle büyüdük. ``Ulan şu Müslüman ülkeler bir omuz omuza verse, askerlerimiz yan yana dursa kimse bize yan bakamaz`` derdik. Ama senelerce bu hayal hep kursağımızda kaldı. Kimi Amerikan baskısından başını kaldıramadı, kimi iç çekişmelerle boğuştu. Biz de yıllarca darbelerle, krizlerle, terörle vakit kaybettik.


Düşünün, Kıbrıs`a çıkarma yaparken uçaklara takacak tekerlek, telsizlere anten bulamayan bir Türkiye vardı. Kaddafi`den, Libya`dan yardım toplayıp gitmiştik. Hal böyleyken elin adamı gelip seninle nasıl müttefik olsun? ``Türkiye bizim canımız ama adamların daha kendilerine hayrı yok`` diyorlardı.



Ama devir döndü kardeş. Ne zaman ki Türkiye kendi silahını, kendi İHA`sını, kendi teknolojisini üretmeye başladı, kendi göbeğini kendi kesti; işte o zaman coğrafyada kartlar yeniden dağıtıldı.

Geçen gün ne oldu biliyor musunuz? Sessiz sedasız dev bir işe imza atıldı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bir araya geldi. Bölgenin en güçlü ordusu ve savunma sanayii biziz, işin finansmanı Suudilerde, Pakistan`da da nükleer güç var. Ve bu adamlar gidip öyle gösterişli otellerde değil, bir Cuma günü Mekke-i Mükerreme`de buluşup imzayı bastılar.

İşte tam bu noktada insanın tüyleri diken diken oluyor...



Hani zamanında Mekke`yi, Kâbe`yi korumak için dağın tepesine diktiğimiz o heybetli Ecyad Kalesi vardı ya... Hani 2000'lerin başında bir gecede yıkıp yok etmişlerdi de içimiz cız etmişti, ``Ecdadın aziz hatırasını, Kâbe'nin muhafızlığını sildiler`` diye üzülmüştük. İşte Mekke`de atılan bu imzalar, sanki o yıkılan Ecyad Kalesi`nin taşlarını tek tek yeniden örüyor gibi! O kale sadece taştan bir bina değildi ki; o kale Türk milletinin mukaddes topraklara olan aşkının, muhafızlık sözünün nişanesiydi.



Hele bir de Fahreddin Paşa var... Çölün ortasında, İngiliz kuşatması altında aylarca aç kalıp çekirge yiyerek Medine`yi, Peygamber Efendimiz`in (s.a.v.) kabrini müdafaa eden ``Çöl Kaplanı`` Fahreddin Paşa... ``Ben Türk bayrağını Peygamberimizin yeşil kubbesinden kendi elimle indirmem!`` diye gözyaşı döken o mübarek komutanın ahı da, duası da boşa gitmedi işte. Medine Müdafii Fahreddin Paşa`nın hüzünle bıraktığı o emaneti, torunları bugün yeniden en yüksek seviyede üstleniyor.

Anlaşma net: ``Bu üç ülkeden birine yapılan saldırı, hepinize yapılmıştır.`` İsrail de, başkası da artık adım atarken yüz kere düşünecek.



Türk askerinin, Türk aklının ve muhafızlık ruhunun Mekke`ye, kutsal topraklara böyle bir stratejik güçle geri dönmesi tesadüf olamaz. Bu sadece bir diplomasi başarısı değil; Ecyad Kalesi`nin hakkını vermek, Fahreddin Paşa`nın ruhunu şad etmektir.

Siyasette ona buna takılanlara bakmayın siz. Dedelerimizin duası kabul oluyor, coğrafya kendi küllerinden yeniden doğuyor. Bize de sadece ``Hayırlı, mübarek olsun`` demek düşer!