Arafat'ta Gözyaşlarıyla Vakfe

Kutsal topraklarda 90 bini Türk yaklaşık 3 milyon kişi, haccın en önemli rükünlerinden Arafat'ta vakfeye durarak dua etti.

Arafat'ta Gözyaşlarıyla Vakfe
Mahşer gününün provasını andıran Arafat'ta Türk hacı adaylarının vakfe duasını, o duayı bizzat kendisi kaleme alan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez yaptırdı. Yarım saati aşkın süren duada, Türkiye'deki şehitler ve gaziler ile başta Suriye, Filistin, Irak ve Arakan'da olmak üzere tüm Müslümanlar için dua edildi. Görmez'in duasına gözyaşlarıyla iştirak eden hacı adayları hep bir ağızdan, "Amin" dedi.

Geceyi ibadet ve dini sohbetlerle geçiren hacı adayları sabah namazında kafile kafile kendilerine tahsis edilen çadırlarda birlikte sabah namazını eda etti. Ardından kurulan toplantı çadırında hacı adayları için düzenlenen irşat programına katılan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, haccın mana ve önemini anlattı. Türkiye’nin ünlü hafızlarının Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program hacı adaylarının hep bir ağızdan getireceği telbiyeler, tekbirler ve salat-ü selamlarla devam etti.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz’ın veda hutbesini okuduğu programda vakfe duasını ise Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez yaptırdı

"TEK MURADIMIZ RABBİMİZİ TANIMAK"

Hacı olmanın sıradan bir olay olmadığını vurgulayan Görmez, şunları söyledi: "Haccetmek, hacı olmak büyük bir sınavdan, derin bir çileden geçip azgın bir ateşte pişerek eşsiz bir tanıklığın kıyısına varmaktır. Hac büyük bir niyetin karara, büyük bir kararın büyük bir eyleme dönüşmesidir. Hac kalbin en büyük eylemi, bütün ibadetleri içinde mündemiç büyük bir ibadettir. Hac kulun Allah'a verdiği en büyük sözdür. Allah'la yapılan bir ahitleşme, Allah'la varılan en büyük misaktır. Haccın her farzı, her rüknü, her hal ve hareketi, her şeairi, her menasiki Rabbimize verdiğimiz ruhi, kalbi, kavli ve fiili bir sözdür.''

"Arafat önce kendini bilme, kendini bulma çabasıdır. Tek muradımız "Kendini bilen Rabbini bilir" hükmünce kendimizi tanıyıp Rabbimizi tanımaktır" diyen Görmez, "Arafat marifet meydanıdır. Marife, marifete, marifetullaha erme çabasıdır. Arafat, irfan meydanıdır. Arafat, arif olmaya hakikati bilmeye, tanımaya, anlamaya karar vermektir. Arafat, itiraftır. Günahlarımızı itiraf etme yeridir. Bütün günahlardan sıyrılıp gözyaşlarıyla arınmaktır. Rabbimize "elest" bezminde verdiğimiz sözü hatırlama ve bu söze uygun davranma taahhüdüdür. Arafat, tearüftür. Ayrılıkları kalpten silip tanışmak, iyilik ve takva yolunda yarışmak, gönüller arasında eşitlik ve kardeşlik köprüleri kurmaktır. Arafat, bir mahşerdir.

Ölüm elbisesini giymiş sorguya hazır bir vaziyette Yüce Yaratıcı'ya yönelmek için toplanmaktır. Arafat'taki ibadetiniz vakfedir. Vakfe bir duruştur. Sizin buradaki duruşunuz, kadınıyla, erkeğiyle dili ayrı, ırkı ayrı, rengi ayrı milyonlarca kardeşinizle ak kefenler içinde vakfeye duruşunuz dünyamızı ateşe atan, insanlığı kana bulayan, başımıza iki dünya savaşı çıkaran, ırkçılığa ve her türlü ayrımcılığa karşı bir duruştur. Sizi gören bütün insanlar ırk ayrımı yaptığına, insanları teninin rengine göre yüceltip aşağıladığına utanacaklar. Sizin buradaki duruşunuz zalime karşı mazlumun yanında bir duruştur. Sizin buradaki duruşunuz hakkın, hakikatin, adaletin, iyinin, doğrunun, sevginin, yetimin, miskinin, mazlumun, mağdurun yanında bir duruştur. Arafat bir diriliştir. Dirilişimizdir. Arafat'ta bugün ölmeden önce öldüğümüzü, dünyanın oyun ve eğlencesini terk edip dirilişe doğru kutlu bir yolculuğa çıktığımızı fark ettik. Şimdi peşinde olduğumuz dirilişe doğru buradan bir adım daha atacağız" şeklinde konuştu

VAKFE DUASINI DA BAŞKAN YAPTIRDI

Görmez, buradan ayrılırken, onun terk etmemizi istediklerini de terk etmemizi isteyerek, ''Ardımızda bırakalım kin ve nefreti, ayağımızın altına alalım yığmayı, biriktirmeyi, cimriliği, insan onurunu zedeleyen gıybet ve dedikodular arkamızda kalsın. Irkçılık ve haset, ayrımcılık ve nefret geride kalsın. Bize emanet edilen kadınlarımıza nezaketle davranmayı öğrenerek dönelim buradan. Öylece gidelim şeytan taşlamaya. Attığınız her taş içinizdeki bir kötülüğü şeytana iade etsin. Şeytanla aramızı açalım'' dedi.

90 bin Türk hacı adayı da daha sonra öğle ve ikindi namazlarını cem ederek hac ibadetinde büyük önem taşıyan vakfe duasına gözyaşlarıyla iştirak etti. Duayı bizzat kalema alan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez yaptırdı.

Görmez, yaklaşık yarım saat süren duada şehit ve gazilerin yanında geçen afetlerde hayatını kaybedenler, Suriye'deki karışıklıkta hayatını kaybedenler, Filistin, Irak ve Arakan başta olmak üzere tüm Müslümanlar için dua etti. Yüce Allah'tan güvenliğimiz için hayatını tehlikeye atanları daima başarılı ve muzaffer eylemesini temenni eden Görmez, şunları söyledi: ''Senin yolunda, vatan ve millet uğruna şehit düşen ciğer parelerimize, aziz şehitlerimizin hepsine gani gani rahmet eyle. Kederli ailelerine bol ecir, sabır ve metanet ihsan eyle! Gazilerimizden vefat edenlere rahmet, sağ olanlara sıhhat ve afiyetler ihsan eyle Allah'ım. Depremlerde, yangın, sel, kasırga gibi felaketlerde hayatını kaybeden kardeşlerimize rahmet ve mağfiret eyle Allah'ım'' Görmez, dünyanın neresinde olursa olsun ezilen, üzülen, horlanan, işkence gören, açlık, kıtlık ve sefalet çeken mazlumlara, biçarelere yardım isteyerek, şöyle devam etti:

''Büyük bir açlık, kuraklık ve kıtlık felaketiyle karşı karşıya olan Afrika'daki kardeşlerimize yardım eyle. Onların bu felaketlerden bir an önce kurtulmalarını, rahmete, bolluk ve berekete kavuşmalarını nasip eyle Allah'ım! Allah'ım, Afrika'daki açlığın gerçek sebebi olan insalığın açgözlülüğünden bizleri koru.Allah'ım Afrika'daki kuraklığın en büyük sebebi olan yüreklerdeki merhamet kuraklığından bizleri koru. Allah'ım, Afrika'daki kıtlığın asıl nedeni olan şefkat yoksunluğundan hepimizi muhafaza eyle.'' Duygulanan birçok hacı adayı gözyaşlarını tutamadı. Hacı adayları, akşam hava kararınca müzdelifeye hareket edecek, burada akşam ve yatsı namazlarını birleştirerek kılıp vakfe yapıp şeytan taşlamada kullanacakları taşları toplayacak .
Kaynak: İHA