Gazeteci ve yazar Şamil Tayyar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nı biraraya getirmesinde zamanlama hatası olduğunu söylerken, "Askerin sonuçta Tapu Kadastro Genel Müdürü'nden çok da farkı yok. Başbakan ile eşitmiş gibi aynı kareye sokulmasının toplumda oluşturduğu kırılganlık var" dedi.
Bursa'da düzenlenen 8. Kitap Fuarı'nda Timaş Yayınları'nın konuğu olan Şamil Tayyar, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Balyoz darbe planı çerçevesinde yürütülen operasyonun Ergenekon operasyonunu gölgede bıraktığını söyleyen Şamil Tayyar, Balyoz planının muhteva ve muhtemel sonuçları itibariyle Ergenekon'dan çok daha büyük bir dalga olduğunu belirtti. Tayyar, Ergenekon sürecinde pozitif tavır alan kesimlerin, Balyoz darbe planına da aynı hassasiyeti göstermesi gerektiğini ifade etti. İktidar partisinin, Ergenekon sürecinde olumlu bir hamle yaptığını, zaman zaman yalpalamasına rağmen pozitif bir tavır aldığını anlatan Tayyar, "Balyoz darbe planında da aynı beklenti içerisindeyiz ama son dönemde tutum almakta, pozisyon geliştirmekte zorlandığını görüyoruz. Sanıyorum AK Parti hakkında muhtemel bir kapatma davasının açılacak olması, hükümet üyelerinin ayarını biraz bozmuş. Bu hassasiyete yenik düşerlerse Balyoz darbe planından beklenen sonucun ortaya çıkması mümkün gözükmüyor. Ama bu süreci canlı tutan toplumsal dinamikler çok güçlü. Hükümeti aşan bir boyutu var. Yani hükümet destek vermese bile Balyoz planında kat edilecek mesafeyi önleme konusunda eski gücü olmayabilir. Bu sebeple Balyoz darbe planını daha da önemsiyorum" dedi.
"ÇETİN DOĞAN'IN SERBEST BIRAKILMASI İÇİN BASKI OLACAKTIR"
"Önümüzdeki dönemde Balyoz planının bir numaralı ismi olan Çetin Doğan'ın serbest bırakılması, eğer bu mümkün olmuyorsa GATA yoluyla dışarıya çıkarılması yönünde ciddi bir baskı olacaktır" iddiasında da bulunan Tayyar, "Buna ne ölçüde direnirler bilemiyorum ama tıpkı Ergenekon sürecinde olduğu gibi generallerin dışarıda kalacağı, daha alt rütbede isimlerin sorgulanacağı bir davaya dönüştürmek isteyebilirler. Böyle bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Ama olup olmayacağını önümüzdeki süreçte göreceğiz" diye konuştu.
Son dönemde yargıda yaşananları bir güç oyununa benzeten Tayyar, herkesin elindeki kartı açarak oynadığını söyledi. Balyoz darbe planı ve Ergenekon sürecine bağlı olarak sahaya sürülen kartların şekli ve niteliğinin değişeceğini de vurgulayan Tayyar, "Karşı tarafın elindeki en önemli argümanlardan bir tanesi kapatma davasıdır. Nitekim bir süredir onu koz olarak kullanıyorlar. Yargıtay Başsavcısı'nın durup dururken 'soruşturma değil, inceleme başlattık' demesi bile bir gözdağı niteliği taşır. Bir mesaj
verilmiştir. Aynı şekilde komutanların karargahta toplanması da bir mesaj taşımaktadır. Bu karşılıklı güç oyunu sürecin sonuna kadar devam edecektir. Seçime doğru daha da ivme kazanması söz konusudur" şeklinde konuştu.
"ASKERİN BAŞBAKANLA AYNI KAREYE SOKULMASI TOPLUMDA KIRILGANLIK OLUŞTURDU"
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Başbakanı ve Genelkurmay Başkanı'nı makamında ağırlamasını zamanlama hatası olarak değerlendiren Tayyar, "Cumhurbaşkanının Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nı biraraya getirmesini kişisel olarak pozitif buluyorum, ancak toplumsal algılama tam tersidir. İyi bir fotoğraf olmadığı konusunda kanı var. Sonuçta Başbakan yürütmenin başıdır. Ama Genelkurmay, Başbakan'a bağlı bir kurumun başıdır. Sanki 2 ayrı gücün başkanıymış ve aralarında ihtilaf varmış gibi biraraya getirilmeleri Türkiye'nin demokratik fotoğrafına uymadı. Mesela Yargıtay Başkanı olabilir. Yargının daha üst düzey yöneticileri olabilirdi. Ama askerin sonuçta Tapu Kadastro Genel Müdürü'nden çok da farkı yok. Başbakan ile eşitmiş gibi aynı kareye sokulmasının toplumda oluşturduğu bir kırılganlık var. Aynı zamanda toplantının, tutuklamaların ve gözaltıların olduğu bir güne de denk getirilmesi yanlış anlaşılmaları doğurdu. Siz ne kadar toplantıyı iyi niyetle organize ederseniz edin, aynı gün İstanbul'da sorgulamalar bitip komutanlar serbest bırakıldığı zaman, 'bu zirvede komutanların serbest bırakıldığı' yönünde bir kanaat oluşmasını da engelleyemezsiniz. Keşke daha ayrı zaman diliminde geniş katılımlı bir toplantı yapılsaydı. Zamanlaması da doğru olurdu" dedi.
"TÜRKİYE'DE HUKUKUN GÜCÜNDEN ZİYADE GÜÇLÜLERİN HUKUKU VAR"
Ergenekon sanıklarından Şener Eruygur'un hafızasını yitirdiği yönündeki söylentilerin ise asılsız olduğunu dile getiren Tayyar, "Şener Eruygur'un aslında her şeyi unutmadığı, daha sonra bir plan kapsamında komutanlarla yaptığı değerlendirme toplantısından anlaşılıyor. Önemli isimlerin gözaltına alındıktan sonra alelacele hastalanmasının, sağlık kuruluşlarında özenle korunmasının özel bir anlamı var. Benzer hastalıkları diğer Ergenekon sanıkları da geçirdi. Ama aynı duyarlılık gösterilmedi. Türkiye'de hukukun gücünden ziyade güçlülerin hukuku var. Orgeneralleri kolay kolay içeri alamıyorsunuz, aldığınızda da birileri dışarı çıkarmayı başarıyor. Ben Şener Paşa'nın ve diğer üst düzey komutanların Ergenekon sürecinde izledikleri yöntemin tümüyle stratejik bir hamle olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
İngilizce öğrenmek için kursa gitmek şart değil! Tıklayın!